CHP’nin bittiğini söylediler. Bölündüğünü söylediler. Örgütün dağıldığını, seçmenin başka adreslere gittiğini, Kemal Kılıçdaroğlu’nun artık toplumda karşılığının kalmadığını söylediler.
Özgür Özel ve beraberindeki 91 milletvekilinin CHP’den ayrılarak YENİ Parti’yi kurması, bu iddiaları daha da güçlendirdi. CHP’nin Meclis’teki sandalye sayısı ciddi biçimde azalırken YENİ Parti ana muhalefet konumuna geçti.
Kâğıt üzerindeki tablo gerçekten ağırdı. Fakat siyasetin yalnızca milletvekili sayısından, parti tabelasından ve sosyal medya gürültüsünden ibaret olmadığını hatırlatan bir görüntü 9 Eylül’de Ankara’dan geldi.
103 yıllık çınar hâlâ ayakta
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 103. kuruluş yıl dönümünde Kemal Kılıçdaroğlu yeniden Anıtkabir’deydi. Aslanlı Yol’dan yürüdü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk sundu ve Anıtkabir Özel Defteri’ne CHP’nin 103 yıllık mirasına ilişkin mesajını yazdı.
Fakat günün siyasi açıdan dikkat çekici tarafı yalnızca resmi tören değildi. Kılıçdaroğlu’nun çevresinde oluşan kalabalık, aylardır tekrarlanan bir iddiayı yeniden tartışmaya açtı: “Kılıçdaroğlu’nun arkasında artık kimse yok” sözü gerçekten doğru muydu?
9 Eylül görüntülerinden sonra bu cümleyi eskisi kadar rahat kurmak kolay değil.
CHP sadece milletvekillerinden mi ibaretti?
Özgür Özel’in ayrılışıyla 91 milletvekilinin YENİ Parti’ye geçmesi küçümsenebilecek bir siyasi kırılma değil. Tam tersine CHP tarihindeki önemli bölünmelerden biri olarak kayda geçecek ölçekte bir gelişme.
Fakat burada kritik bir ayrım var. Milletvekilleri bir partiden ayrılabilir. Yöneticiler değişebilir. Gruplar bölünebilir. Ama 103 yıllık bir siyasi geleneğin toplumsal karşılığının aynı gün ortadan kalktığını varsaymak başka bir şeydir.
9 Eylül tam da bu nedenle önemlidir. CHP’nin siyasi ağırlığının yalnızca Meclis grubundan ibaret olmadığını gösteren bir fotoğraf ortaya çıktı.
“Kılıçdaroğlu yalnız kaldı” anlatısı yara aldı
Aylardır Kılıçdaroğlu hakkında en fazla tekrarlanan siyasi tezlerden biri buydu: “Örgüt kalmadı.” “Taban kalmadı.” “Arkasından kimse yürümez.”
Anıtkabir görüntülerinin siyasi anlamı burada başlıyor. Çünkü siyaset bazen anketlerden önce fotoğraflarla konuşur. Ve 9 Eylül’ün fotoğrafında Kılıçdaroğlu yalnız değildi.
Bu durum YENİ Parti’nin başarısız olacağını kanıtlamaz. Özgür Özel’in siyasi geleceği hakkında da tek başına hüküm vermez. Ama CHP’nin bittiği ve Kılıçdaroğlu’nun bütün toplumsal karşılığını kaybettiği iddiasına ciddi bir soru işareti koyar.
103 yıllık siyasi hafıza
CHP’nin tarihi düşünüldüğünde mesele yalnızca bugünkü yöneticiler değildir. Bu parti, Milli Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan siyasal tarihin içinde doğdu. Atatürk’ün kurduğu, İsmet İnönü’den Bülent Ecevit’e, Deniz Baykal’dan Kemal Kılıçdaroğlu’na farklı dönemlerden geçen 103 yıllık bir yapıdan söz ediyoruz.
Dolayısıyla CHP’yi yalnızca bugünkü sandalye hesabıyla ölçmek eksik kalır. Partiler bölünebilir. Kadrolar ayrılabilir. Yeni tabelalar asılabilir. Fakat 103 yıllık bir siyasi hafızayı birkaç ay içerisinde tarihten silemezsiniz.
Asıl soru şimdi başlıyor
9 Eylül’den sonra sorulması gereken soru artık “CHP bitti mi?” değildir.
CHP küllerinden yeniden mi doğuyor?
Bunun cevabını tek bir Anıtkabir buluşması veremez. Bunu seçimler, örgütlenme kapasitesi, seçmen desteği ve önümüzdeki siyasi süreç gösterecek.
Ancak 9 Eylül’de görülen bir gerçek var: CHP’nin siyasi defterini kapatmak için acele edilmiş olabilir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi defterinin kapandığını düşünenler de aynı ölçüde acele etmiş olabilir.
Çünkü Anıtkabir’e yürüyen yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu değildi. Arkasında 103 yıllık bir siyasi hafıza yürüyordu.
CHP bölündü. Ama yok olmadı.
Kılıçdaroğlu tartışıldı. Ama yalnız kalmadı.
103 yıllık çınar yara aldı. Ama kökleri hâlâ toprakta.
Kırmızı Bakış
