CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Euronews Türkçe’ye verdiği röportajda Ekrem İmamoğlu’nun hukuki durumuna ilişkin dikkat çekici bir ayrım yaptı. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun tutuklanmasını doğru bulmadığını açıkça yinelerken, bir siyasetçinin cumhurbaşkanı adayı olmasının hakkındaki yargı dosyalarını kendiliğinden “siyasi dava” haline getirmeyeceğini söyledi.
“Siyasi görüşü dolayısıyla içeride değil”
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nu “siyasi tutuklu” olarak değerlendirmediğini belirterek, siyasi görüşü nedeniyle cezaevinde bulunmadığını söyledi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile devam eden yargı süreçlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.
Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımındaki önemli ayrıntı ise İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı çıkmayı sürdürmesi. Kılıçdaroğlu, yargılamanın yapılabileceğini ancak belediye başkanının tutuksuz yargılanarak görevine devam etmesi gerektiğini ifade etti.
İmamoğlu’na oy verdiğini de hatırlattı
Kılıçdaroğlu, CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde İmamoğlu’na kendisinin de oy verdiğini hatırlattı. Buna rağmen adaylık meselesiyle dava dosyalarının hukuken ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Mesajı açıktı: Bir siyasetçiyi desteklemek, o siyasetçinin hesap vermesine karşı çıkmak anlamına gelmez.
“Her kör kuruşun hesabını vereceğim diyecek”
Kılıçdaroğlu, siyasette hesap verebilirlik ilkesini öne çıkararak herkesin her ortamda hesap vermeye hazır olması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşım, Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir dile getirdiği temiz siyaset ve kamu kaynaklarında şeffaflık çizgisinin devamı niteliğinde.
Kırmızı Not değerlendirmesi: Tutuklamaya karşı çıkmak, yargılamaya karşı çıkmak değildir
Kılıçdaroğlu’nun açıklamasındaki esas nokta gözden kaçırılmamalı. İmamoğlu’nun tutuklanmasını doğru bulmuyor, fakat siyasi destek ile hukuki hesap verebilirliği birbirinden ayırıyor.
Bir siyasetçiye oy vermek, onun hakkında açılan her dosyayı otomatik olarak siyasi kabul etmeyi gerektirmez. Aynı şekilde bir kişinin yargılanmasını savunmak da onun tutuklu yargılanmasını savunmak anlamına gelmez. Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu ayrım tam olarak budur.
CHP’nin savunması gereken çizgi de kişilere göre değişen bir adalet anlayışı değil; kim olursa olsun bağımsız yargı, tutuksuz yargılama ilkesi, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmalıdır.
Kılıçdaroğlu’nun sözleri bu nedenle İmamoğlu’na yönelik kişisel bir tavırdan çok daha geniş bir siyasi ilkeye işaret ediyor: Siyasetçi desteklenebilir, adaylığı savunulabilir; fakat kamu görevi yapan herkes gerektiğinde hesabını vermeye de hazır olmalıdır.
